Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Nikonians - Orhan Öztaşkın

Daralt
X
  • Süzgeç
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
yeni yazılar

  • Nikonians - Orhan Öztaşkın

    Resmi büyütmek için tıklayın

Resim Adı: orhanöztaşkın.jpeg
Gösterim: 217
Boyut: 14.3 KB
ID: 38290

    Tapis106 D600 ve D7000 Nikonlarıyla, çok farklı ülkelerin, çok özel ve sıradışı fotoğraf kareleriyle, çok yakında bu başlık altında sizlerle.
    Dünya, fotoğraf sayesinde daha güzel

  • #2
    Foruuuuum,
    Aslında Issik Göl ve Cezayir karelerimi ve yazılarımı koyduğum yere koymalıydım belki de, bu İslamabad-Pakistan karelerimi, ama, "Hakan abi" kardeşim bu başlık altında demiş bi kere... Öyle yapalım bakalım...
    Sokak kebapçısı 15 by o_oztaskin, on Flickr

    Bu kare, İslamabad'ın o menşuuur dört turistik yerinden biri değil... Sadece, Pakistan'ın heyetimizin misafir etmediği (yaani pek de üst düzey olmayan bizler) kısmının kaldığı Hotel Islamabad'ın cephesine göre hemen sağındaki sokaklarda yerleşik "Food Court"dan, e burada saedce satılmıyor bu balıklar, pişirilip yeniyor da, karenin sağında görüldüğü gibi...

    Sokak kebapçısı 13 by o_oztaskin, on Flickr

    Bu adamı, çektikten sonra, o Asterix'le Obelix (Hopdediks, Türkçesi)'in köylerinin balıkçısına benzettim, sizce de ööle diiil mi?...

    Sokak kebapçısı 4 by o_oztaskin, on Flickr

    Arkadaki yağ kazanında kimbilir neler pişiyor?...

    Sokak kebapçısı 33 by o_oztaskin, on Flickr

    "Yaaaa Orhan, bu niye bööööle?", diiiceksiniz di mi?.. E ben de size exif'e bakın diicem, elde ve bu Nikkor 24-85 VR'nin en kısa ucunda 0,3 saniye (4000 ISO'da), normalde x4 poz VR desteği ile inebileceğimin de altında... Ondan, bu kareyi, çektiğim mahallin girişi, adı var diye koydum... Tamaaaamen belgesel amaçlı yaaani.

    Sokak kebapçısı 22 by o_oztaskin, on Flickr

    Gecenin bi vaktinde, ayak üstü yiyip içenlere hanımların da dahil olduğuna dikkatinizi çekerim.

    Sokak kebapçısı 20 by o_oztaskin, on Flickr

    Bu kareyi, benim Forumumuz dışında üyesi olduğum tek Fotoğraf ortamı "gsl-fotograf@yahoogroups.com", Galatasaray Liseliler Fotoğraf e-mail grubu üyelerinden Firuz Soyuer kardeşimin, Hindistan'da D800E'yle, genelde inatla Nikkor 28-300VR ile ve de bol ışıklılık gerektiğinde 50mm f: 1,4 prime'la çektiği karelere benzettim. E bu iki ülke, zaaten düşman kardeşler... Pakiler söyledi bana, Urduca'nın yüzde yetmişi Hintce imiş... Ama birbirlerinin tepesinde karşılıklı atom bombaları demoklesin kılıcı gibi bekliyor :=))).

    Sokak kebapçısı 32 by o_oztaskin, on Flickr

    Bu benim tabirimle "Kebapçılar Arastası"ndan kareler daha epey bir devam eder... Asıl resmi Turistik Yerler de ondan sonra gelir kısmetse...


    ELEŞTİR


    • HakanGunes
      Yorumu düzenle
      Valla Orhan Abi, siz 'Nikonians' akımını başlattınız. Ben sadece altını çizdim, o kadar. Makinesini, sistemini sevenlerin üretimlerini bir arada tutmak, her yeni çıkan sistem peşinde paldır küldür gidenlere bir cevap olsun, mühim olan elindeki ekipmanın sınırlarını, yapabileceklerini anlayabilmek, ondan en fazla verim almanın yollarını aramak mottosuyla, üretilenleri bir arada tutmak hoş olur düşüncesindeyim. Sanırım, siz de böyle bir grup kurarak, bunu amaçladınız. Hem, bu grup altında, Nikon'un haberlerini de paylaşırız. Bir hareket olur kanaatindeyim.

  • #3
    "Hakan Abi" kardeşim, ben Üniversite yıllarımda, A.Ü. S.B.F. B.Y.Y.O (kısaltması bile bir satır sürüyor :=))), açık hali: Ankara Üniversitesi - Siyasal Bilgiler Fakültesi - Basın Yayın Yüksek Okulu, şimdiki adıyla, tam da gençlerin bildiği şekliyle "Ankara İletişim" ya da "İLEF"'de öğrenciyken, bildiğin "Mid Format"cıydım. Ortaokul yıllarımdaki Lubitel 2'den sonra, Üniversite yıllarımda, Ordu Foto Film merkezinden çıkma bir Mamiya C-33 (Twin lens refleks) aldıydım, 65mm (geniş oluyor, yanlış anlaşılmasın :=))) ), 80mm (aaaanca normal objektif) ve 180mm (tele ve stüdyoların portre objektifiydi kendileri) objektifleri ile birlikte ve de "Aaaadi lennn, "mid format'dan aşağı foto mu çekilir, bunun daha iyisi Hasselblad'dır zaaaten, onun da iyisi Linhof 9x13 ve ötesi" düşüncesine sahiptim... Üniversite son sınıfa doğru, o zaman da, halen de "A.P (Associated Press)'de foto muhabirliği yapan bir arkadaşım, burun kıvırdığım AE-1'den sonra, eline bir Leica III-F geçirdi, karelere bir baktım... Hahhh, bak bu kullanılır 24x36 olarak dedim... Son sınıftayken, 12 Eylül geldi, 12 Eylül'den sonraki ilk sınav döneminde: 81 Şubat döneminde mezun oldum. 81 Ağustos-82 Aralık arası askere gittim, nişanlandım, 84'de evlendim derken, 85'de daha devlete girmeden bir Leica III-C ile III-F aldım (M39 bayonet). 85 sonundaki Somali görev seyahatimle 87'deki Londra seyahati karelerimi bunlarla ve sadece halen de kullandığım Leitz Summaron 3,5cm f: 3,5'la çektim (zaaten bu objektif aaabim olur, benden büyük kendileri :=))) ). Hanımla kız, geçen yaz evin tadilatı esnasında bulmuşlar bu fotoları (baskılı yani kart vaziyetinde), bi kaldırmışlar, daha çıkamadı ortaya... Bi çıksalar, tarayıp foruma göndereceğim tabii. Dijitale ve özellikle de DSLR'a geçerken ise, aaaalaya zırlaya Nikon'u seçtim. Ziira, baktım Leica o filmlinin son dönemlerindeki "R" konseptine dönmemiş, var benzer bir şeyler, Panasonic'e Lumix adı altında falan yaptırıyor, arada Leica markası vurulanlar da var. Ama bunlar iyice küçük format. DX bile değil, üstelik objektifleri "naaaadir" ve çok pahalı. Canon'la Nikon hem ful format yapıyorlar, hem de anlamlı x1,6 ve x1,5 crop versiyonlar. Ama Canon, bayonet değiştirmiş ve de değiştiriyor... Nikon bayonet de değiştirmemiş, F'e devam... Utanmasa ben yaşta objektiflerini kullanacak :=))). Piyasaya bir baktım, objektifleri ikinci elde bol ve ucuz... E ben DSLR'da Nikon'cuyum anlaşıldı dedim ve bir D80'le girdim DSLR'a, ilk objektifim de bir FX Sigma 70-300'dü... Arada Galatasaray Lisesi fotoğraf e-mail grubundan arkadaşlarım, D80'den, 40'dan, 70'den D300'e, D90'a falan çıktılar... Ben: "Yau durun, 80'den 90'a 300'e çıkılmaz, bakın 600 çıkmak üzere, hemen de 2.ele düşer, biraz sabır..." diyordum... Ööööle de yaptım... Şu anda verimli olarak kullandığım "Nikkor 24-85 VR" ve "Nikkor 70-300VR" (trilogya'nın menşur 24-70VR 2,8 ve 70-200VR 2,8'leri "koruk" geldi biraz, "ekşi"ymiş daha onlar) ve her gerektiğinde kullandığım Zenitar 16mm 2,8 diagonal fish eye (son derece keskin)'la kullanıyorum 600 ve 7000'i. İki makina birden taşıma, seyahat fotoğrafçısı tekniği. Gerekeni çekiyorsun çantadan, biri bööle genişden ortaya tele, öbürü daha uzun tele olmak üzere. Aslında I'Anson, 70-200 taşıyıp, 300mm'i gerekirse prime olarak taşıyor. O bir adet x1,4 convertor taşıyor, ben iki tane taşıyorum. Tandem koydun mu makinaya, D7000 veya DX modda D600, 70-300 objektifle oluyor sana 900mm. Bir anda "ornitocu"ya dönüyosun :=))) (Yalan, yalan... Pek dönemiyosun, her bir convertor %5 bozuyor keskinliği, toplamda %9 ediyor, ortayı kullanayım keskinlik için diye diyafram kapatmaktan göbeğin yarılıyor, convertorlar zaten bir yığın poz düşürüyor falan, ama ornito için teçhizatlanıp sahaya çıkmadıysan, idare edecek işte)... Bi ara Sigma 50mm macro'm da vardı, objektifin dış kısmı bir saat dönüyordu makroda otofocus yaparken, pratik değildi pek, keskindi ama... Elden çıkardım, şimdi 24-85'in verebildiği kadarıyla idare ediyorum... Demek istediğim şu: Nikon'da (ve de Canon'da, ama Nikon'da daha ucuza ve kolayına) fotoğrafcılığın her alanını, limitlere pek takılmadan yapabiliyorsun. Alan değiştirmek istersen, her türlü objektifi ve malzemeyi makul şartlarla bulabiliyorsun. Tilt-shift objektiflere bile erişebiliyor, kullanabiliyorsun. Ornitocu objektiflerini bile fazla uçmadan bulabiliyorsun. Weatherproof objektifler de makul fiyata; falan filan... Haaa bunlar iriceymiş, ağırcaymış falan filan... E deveye hörgücü yük değil arkadaşlar, hattaaa o tüylü çift hörgüçlü Asya devesine o iki hörgücü bile yük değil, şekil "1A" da, bendenizde görüldüğü gibi :=)))) .

    ELEŞTİR


    • Ruhi Ödev
      Yorumu düzenle
      Orhan bey,
      Hakan Abi" kardeşim diye başlamışsınız yazınıza. Biz okumayalım mı? Okursak bile gizli gizli, kimseye çaktırmadan mı okuyalım? :))))

  • #4
    Fotoğrafları işlemeniz, biraz analog tadında. Ben iso'yu fazla arttırmak yerine, tripod, olmadı, bir yere dayayıp çekmeyi tercih ediyorum. Tabii o zaman da insan çekiyorsan, 1/10 vs. olunca hareketten mütevellit netsizlikler, boyamalar oluyor... Bir denge tutturmaya çalışıyorum yine de, öznenin durumuna göre. Ve fakat özellikle ışık ve nesneler jilet olunca, öznenin hareketsizliği ile parelel temiz kareler elde edebiliyorum. Bu tercih tabii...
    Son kısımda yazdıklarınız aslında, bu köşenin beklentisi olmalı. Yani, eldeki imkanlar ile ( Kamera + Optikler ) verimli kullanmayı, yeterliliği, kullanımdan ve alışmadan gelen pratikliği anlatmalı. Yoksa, satın almanın, yeniyi tatmanın hazzı, aslında fotoğraf hazzı değil, başka hazlar onlar. Çoğunlukla da, fotoğraf ürettirmeyen süreçler.
    Dünya, fotoğraf sayesinde daha güzel

    ELEŞTİR


    • #5
      Foruuuuuum,
      Ben gene İslamabad'ın "Kebapçılar Arastası"yla devam edeyim İslamabad karelerime:
      Sokak kebapçısı 36 by o_oztaskin, on Flickr

      Kareye dikkat edince gördüm ki, balıkçıymış, kebapçı değil... "Yau Orhan, deniz kenarında değil bu şehir, karanın göbeğinde, nedir bu kadar balık?" derseniz, vaktiyle İngilizlerin yaptığı devaasa bi baraj gölü var... Oradan işte...

      Sokak kebapçısı 35 by o_oztaskin, on Flickr

      Bu yerlerin yağmurdan ötürü ıslak olması iyi oluyor, GSL Fotoğraf Grubundan 80 yaşındaki, Yeşilçam'ın eski görüntü yönetmenlerinden Selçuk Taylaner ağabeyimiz: "yerleri gece çekimlerinde özellikle ıslatırdık Orhan, iyi görüntü verirdi..." derdi...

      Sokak kebapçısı 39 by o_oztaskin, on Flickr

      Bu karelerde dikkat ediyorsanız, dükkanların önü iyi aydınlatılmış oluyor, bu da sinema seti gibi kolaylık sağlıyor.

      Sokak kebapçısı 38 by o_oztaskin, on Flickr

      Aynı karede, hem balık var, hem kurabiye-peksimet, bize pek bi ters geliyo di mi?...

      Sokak kebapçısı 41 by o_oztaskin, on Flickr

      Bu kazanlı düzenekleri de pek bi yaygındı, bunların...

      Sokak kebapçısı 40 by o_oztaskin, on Flickr

      Hani Nikonian'ım diye sööölemiyorum, yannış falan anlamayın da: Nikon'un bütün ful format body'leri (D700 hariç) ve "7" serisi (7000 ila şu anda 7500 arası alayı) crop'lu makinaları ve her türlü modern FX objektifleri, işbu yağmur altında fütursuz çalışıyor (ama göle atmayın :=))) ).

      Sokak kebapçısı 42 by o_oztaskin, on Flickr

      Aynı çarşıdan, tipik bir büfe...

      Sokak kebapçısı 30 by o_oztaskin, on Flickr

      Biraz daha geniş bir görünüm...

      Sokak kebapçısı 31 by o_oztaskin, on Flickr
      Bu insanlar yağmur mağmur dinlemeden bayılıyorlar burada yiyip içmeye, ama Aralık ortasında bile, hava gece 12 derecenin üzerindeydi.

      Sokak kebapçısı 18 by o_oztaskin, on Flickr

      Hayret, bu tezgahın önü boş kalmış...

      Sokak kebapçısı 21 by o_oztaskin, on Flickr

      Pek çok motor var, değil mi karelerde?... Araba niyetine kullanıp, ma-aile, baba, anne, iki çocuk falan biniyorlar bir motora...

      Sokak kebapçısı 34 by o_oztaskin, on Flickr

      Çıkışa doğru, bir gıda büfesi bu da...
      Sokak kebapçısı 24 by o_oztaskin, on Flickr

      "Hooop kardiiiş, kızarmış pattes yiicen anam..." demiş adam işte, daha ne desin?

      "Melody Food Court" karelerini burada bitireyim, daha bulursam arada devam ederim.









      ELEŞTİR


      • #6
        Hakan Bey, ben de aslında, Nikon'da VR'nin kurtarabileceği yere kadar düşük ISO'yu tercih ediyorum. Ama o zaman da, sizin bahsettiğiniz gibi konu hareketli olursa, bu sefer de netsizlikler başlıyor. Tabii en iyisi, en ışıklı objektiflere sahip olmak. Onlar da, mesela zoom'larda 2,8'de bitiyor. Onlar bile çok pahalı. Prime lensler tabii ki daha aydınlık lensler. Ama seyahat fotoğrafçılığında tek makina iki lens veya azami iki makina ve üzerinde toplam iki lens kullanılabiliyor pratikte. 50mm'in üzerindeki 2,8'den daha aydınlık prime lensler de çok pahalı. Mesela 85mm f: 1,5'luk bir lensin fiyatı uçuyor genelde. Ben bu çarşıya Leica M8'imle girseydim herhalde, genelde üzerinde bulundurduğum VL Super Helliar 15mm III'ü ve ona ilaveten kullandığım Leitz Elmar 9cm, f: 4'ü değil. Sadece Jupiter-3, 5cm, f: 1,5'u (Zeiss Sonnar klonu) kullanır ve bütün kareleri x1,33 crop'lu bu makinada pratikde 70mm'le ve 320 ya da 640 ISO'da çekmiş olurdum. Ama buralarda tripod kullanmama imkan yok... Çok iyi bir monopod/tripod'um var. Altından nota portesi gibi üç ayak çıkan, tripod işi de gören çok baba bir şey, ama kafayı takmadan bile 60cm'i geçiyor. Ana amacı fotoğrafçılık olmayan bir seyahatte (benimki gibi toplantı seyahati mesela), bunu götürmek ve taşımak bile imkansız. Yoksa burada monopod olarak nefis olurdu. Küçük ve no-name denebilecek bir hafif tripod'um da var, ama bu kalabalıklarda kurmak pratik değil. Bu seyahat fotoğrafçılığı için en mantıklısı, herhalde en kısa focus'de en aydınlık ve VR'li objektifi bulmak olacak. En düşük ISO'da (D600 için 50 ISO en düşük değerdir), en az noise ve azami keskinlikle çalışıp, sonra croplamak için.

        ELEŞTİR


        • HakanGunes
          Yorumu düzenle
          Size katılıyorum. Ancak, küçük ama diyaframı aydınlık bir lense parayı kıymak, karşılığını fazlasıyla da verecektir. Yine de, en kötü seyahatte bile minik de olsa bir tripodun olmasından yanayım.

      • #7
        Aslında o küçük ve hafif tripod'um çantamdaydı, İslamabad'a götürmüştüm yani. Ama buralarda pek kurulamazdı. Belki ayakları toplu tutulup, monopod gibi kullanılabilir benzeri şartlarda. Ben bir 24, 28, en kötü 35mm aydınlık ve titreşim engelleyicili bir objektif bulmaya çalışayım, bu tip durumlar için.

        ELEŞTİR


        • #8
          I-ıh Hakan Abi kardeşim. Sahibinden.com'da bakındım, bi kere VR/OS/VC'li yok bu sınıfta, focus zaten kısa diye herhalde. Sigma Art'lar f: 1,4, OS'siz gerçi, ama çok pahalılar. Bir Sigma 28mm buldum, f: 1,8. İnternet'ten de review'una, çektiği kare örneklerine baktım. Fena değil gibi. Onu alıncaya kadar da, benim Zenitar 16mm f: 2,8, diagonal fish-eye'ı gece çekimleriyle, bu amaçla bir deneyeceğim. Bakalım 15 enstantane ve düşük ISO'yla ne yapacak?... Sigma 28mm f: 1,8'in ise, benim gece çekimlerinden pek bi memnun olduğum Jupiter-3, 50mm (crop'lu M8'le 70mm gibi) f: 1,5'dan iyi netice vermesi lazım, 30 enstantaneye, yani yarıdan aşağıya düşüyorsun, diyaframı ise bir poz değil, yarım poz kapıyorsun. Sanki ISO'yu yarı yarıya düşebilirmişsin gibi. Bu da oralarda 160 ila 320 ISO'yla çekim eder ki... Hiç fena olmaz... Ayrıca, madem burası Nikonians bölümü, bu seyahat fotoğrafçılığından başka bir alandan da bahsedeyim: Biz, Bakanlıkta, Genel Müdürlük olarak, İstanbul'daki büyük İSEDAK Toplantılarının dışında, Ankara'da bir İzleme ve 14 de çalışma grubu toplantısı yapıyoruz her yıl. Özellikle bu 14 küçük toplantıya dışarıdan profesyonel fotoğrafçı çağırılmıyor. Dairenin bir D7200'ü var, meslekten fotoğrafçı adamımız da yok, bilgisayar işletmeni arkadaşımız bir Tamron 18-200 (VC'siz) ve makinanın üzerindeki fukara GN'ı 12 olan pop-up flaşıyla 10-12 metre mesafeden kürsüye çıkıp konuşanları ve toplantı sonunda da aile fotoğrafını (45-50 kişi, iki sıraya bölünmüş olarak) çekmeye çalışıyor. Daha daireye kuvvetli bir (GN54-60 küsur arası mesela) flaş aldıramadık. Neticede ben de yedek olarak, re'sen çekiyorum, benim 24-85 VR ve Metz 54M flaşla (benim kareler bizim web'de kullanılırsa, bu iş aldığım maaşın içine girdiğinden "profesyonel" moda geçiyorum bir anda :=))) ). Profesyonel çalışan kardeşlerimiz bilirler, aile fotoğrafında en büyük sıkıntı, o az süre içinde, kalabalık ne kadar fazla ise, sağa sola eğilip bükülenlerin, gözünü yumanların, ağzını burnunu yamultanların illaa ki olmasıdır. Çaresi, ancak "burst", ya da daha iyisi en azından "Low Continous" (Yavaş seri) biçimde seride çekim yapmaktır, hem de flaşla. İşte "Vehbi'nin kerraakesi" de burada ortaya çıkar... Flaş, manuel çalışacak ki, otofocus'de ve TTL ölçümlerinde çekim duraklamasın, yavaşlamasın... Üstelik 1/8, hadi bilemedin 1/4 kuvvetde çalışacak ki, o LC'de hemen gene çakabilsin. Mayıs başında yaptığımız, aslında kamera kayıtları için ses düzenciyle birlikte gelen fotoğrafcı da olduğu halde, bilhassa aile fotoğrafını bizim bilgisayar işletmeni arkadaş da çekti, ben de çektim. Ben, aynen bu dediğim gibi LC'de, manuel flaş ve makina manuel'de, mesafe ayarı da manuel'de, flaş 45 derece tavana dönük olarak çektim. 21 kare almışım, 3 tanesini attım, 18'i çok iyiydi... Bizim salon sorumlusu arkadaş (fotoğrafdan anlamaz), çekimden hemen sonra, koşup geldi yanıma: "Aaabi, ne yaptın öööle, paparazzi gibi çaktırıyordun flaşı..." deyince, kendini garantiye almak için bir de sandalye üzerine, elindeki D850 ve SB910'la çıkan fotoğrafçı, gülmekten yere düşüyordu neredeyse... Tabii o CL'in farkına varmıştı, ondan... "Ooolum, elle kimse o tempoda patlatamaz o flaşı..." dedim. Bilahare anlattım... Demem o ki, böyle durumlarda da bol ışıklı bir kısa focus objektif, flaşı manuel'de daha da kısmamıza yarayıp, çekilebilen kare sayısını da artıracak... Hele de sonbaharda yapılan büyük İSEDAK'larda ************************ Bey gibi 15sn'den fazla aile fotosunda yer alamayıp atlayıp çıkan Cumhurbaşkanlarımızın karelerinde...

          ELEŞTİR


          • #9
            Ben Cumhurbaşkanımızın adını açık olarak yazdıydım. Zira, gözüne sürekli flaş yemeye, İSEDAK'ın başladığı 1984'den beri hiçbir Cumhurbaşkanımız dayanamıyordu zaten, ama bu asteriksleri ilginç bir şekilde sitemizin sistemi attı.

            ELEŞTİR


            • HakanGunes
              Yorumu düzenle
              Biz siyaset ve spor dışı kalmayı seçiyoruz. Çünkü burası anonim bir forum ve öyle ağır abiler denetici vs. değil. Ki, sizin gibi nötr bilgi verecekler için, küçük bir kaçamakla bunu yapabilirsiniz. Örneğin Hakan ismi banlanıyorsa, HHakan, Haakan yazıp aşabiliyorsunuz. Açıkcası forum kurulduğunda yapmıştık, nerede olduğunu bulup bile düzeltemeyebilirim şu an.

          • #10
            Yok yoook... Tamamen haklısın Hakan Abi kardeşim. Son derece doğru bir karar. Bilsem, ben de genel olarak Cumhurbaşkanlarımız der geçerdim zaten. 84'deki ilk İSEDAK'ı Dışişleri Bakanlığı yapmıştı, sonraki herbirini önce DPT sonra Kalkınma Bakanlığı olarak biz yaptık ve hepsinde Basınla İlişkiler Sorumlusuydum, tek mektepli olarak. Hani öğünmek gibi olmasın, stajımı da 1978 yazında, 1 milyon tirajı vuran iki gazeteden biri olan Tercüman'da yapmıştım (diğeri Hürriyet'di). İki gün oturup da sıkılınca, "yau benim fotoğraf makinam var" deyince, foto muhabiri ve altına haber yazmakla görevlendirilip, twin lens reflex Mamiya C-33'ün 24x36 dialardan 4 misli yüzeye sahip olması nedeniyle, renk ayrımı avantajından sayfalarda pek bi sükse yapmıştım :=))). 85'den beri kimse o flaş taarruzuna dayanamıyordu zaten... Haaa benim filmli dönemde, foto muhabiri arkadaşlara kızdığım, 34. karede girip foto seansına, 36'yı bitirince film değiştirmeye kalkmalarıydı. "Yau sıfır filmle girin açılışdaki foto seansına..." diye hepsine söylemekten bir haaal olurdum.

            ELEŞTİR


            • #11
              Foruuuuuum,
              İslamabad karelerine, genel bazı karelerle devam edeyim:
              Atatürk Bulvarı-İslamabad-1 by o_oztaskin, on Flickr

              E Ankara'nın en mutena yerindeki, bildiğimiz "Çankaya Yokuşu"nun resmi adı "Cinnah Caddesi" olur da, İslamabad'daki "en bi.." otelleri Mariott'un dibindeki caddenin adı "Atatürk Avenue" olmaz mı?... Haaa bi de bu memlekette, bi posta bi pazarlık yapıyosun her yerde... Takside, dükkanlarda falan... Üstüne bi de: "Ben Türk'üm..." diyosun... Hadiiiii bi de "Türk olma..." indirimi alıyosun... Talep etmeden... E burası Pakistan... :=))) .
              Karenin sağ alt tarafındaki Paki Serpuşunun altındaki adam, o sağdan direksiyonlu Nissan otobüsümüzün şöförü, ilkokul terk falan olduğu için İngilizcesi de az, bi arkadaşımız "şu saatte al, bu saatte şuradan al..." gibi talimatlarımızı smart phone'da google translate'e ingilizce yazıp, Urdu'caya çevirttirip adama gösteriyordu :=))). Yaşasın teknoloji...

              Margala Hills Road Monkeys-1 by o_oztaskin, on Flickr

              Şehrin kuzeyinde, dağlık "Margala Hills" bölgesi var, her halde 10-15 kilometre mesafe, bizim TİKA (Türk dış yardım kuruluşu)'nın İslamabad bürosunun arabasıyla oraya gittik, dağlara doğru çıkan yolda, bu makaklar var küçük sürüler halinde. İnsanlar beslediği için yollara iniyorlar.
              Margala Hills Road Monkeys-7 by o_oztaskin, on Flickr

              "Yaaa Orhan, exif'e göre bu senin 24-85VR değil derseniz, evet biraz tele lazım olunca, daha 70-300VR'yi almamış olduğum için o objektif, filmli dönemlerin son ve gayet keskin Nikkor 70-210 AF'siydi işte, onu taktım. Bu arada her nasılsa ISO'yu da yükseklerde unutmuşum.

              Margala Hills Road Monkeys-9 by o_oztaskin, on Flickr
              Klasik birbirini tımar etme töreni...

              Margala Hills Road Monkeys-2 by o_oztaskin, on Flickr

              Soğuktan değil haaa... İnsanlardan korkuyor ufaklık...

              İslamabad Kuzey Tepeleri Yolu Maymunları-11 by o_oztaskin, on Flickr

              Ayynennn insanların berber keyfi gibi...

              İslamabad Kuzey Tepeleri Yolu Maymunları-12 by o_oztaskin, on Flickr

              Tımara devam...
              İslamabad Kuzey Tepeleri Yolu Maymunları-13 by o_oztaskin, on Flickr

              Yavruların oyunları...

              İslamabad Kuzey Tepeleri Yolu Maymunları-14 by o_oztaskin, on Flickr

              İkisi de yukarıya varmış anlaşılan...

              İslamabad Kuzey Tepeleri Yolu Maymunları-15 by o_oztaskin, on Flickr

              Teki de yetmemiş, ikisi birden tımar ediyor.

              İslamabad Kuzey Tepeleri Yolu Maymunları-19 by o_oztaskin, on Flickr

              Ayak mı, göbek mi pek belli olmuyor yaaani...

              İslamabad Kuzey Tepeleri yolu maymunları-21 by o_oztaskin, on Flickr

              Hiyooooop.... Aile vaaaaar!... Bu da Margala Tepeleri'ndeki tesislerde...

              ELEŞTİR


              • #12
                Foruuuuum,
                Biraz da resmi adıyla "Faysal Camii", bize göre "Dalokay Camii" (bence bu eseri burada olduğu için vefa borçluyuz) kareleriyle devam edeyim.
                Faysal Camii-1 by o_oztaskin, on Flickr

                Sensör tozlarını görmeyin canııııım....

                Faysal Camii-2 by o_oztaskin, on Flickr

                Camii'nin içi, ama: 1. Namaz vakti hariç, Caami kapalı, bizim caamilerin aksine... Bu karede de bu iç mekanla aramda, rahat 7-8 mm kalınlığında bayağı bir sıkı yeşil tempered cam var, yaani iyi bir yeşil filtre var. 2. Namaz vakitlerinde de içeriye fotoğraf makinası sokmak yasak, ancak telefonla çekebiliyormuşsun.
                Yau Kabe'de bile bunlar serbest, Müslümansan Mekke'ye ve Kabe alanına giriyor ve çekiyorsun...

                Faysal Camii-3 by o_oztaskin, on Flickr

                Camii'nin avlusu. Ama bu proje yerine Ankara'ya yapılan klasik versiyonunun avlusundan 2,5 misli falan büyük. Tabii burada bu alan varmış, dışardan da görüldüğü gibi, yapabilmişler. Ankara'da yoktu ki bu alan, güneyi Küçükesat, kuzeyi Meşrutiyet, Mithatpaşa, doğusu Kolej, batısı Akay Yokuşu, Olgunlar sokak... Nereye büyüyorsun daha fazla?...
                Faysal Camii-5 by o_oztaskin, on Flickr

                Avludan Camii'ye doğru... Sol tarafta o yeşil camlar gözüküyor.

                Faysal Camii-7 by o_oztaskin, on Flickr

                Avluya doğru çıkış.. Kareyi büyütürseniz, ortadaki o avluda, İngilizce "Çıkarın o ayakkabıları bakiiiiim..." :=))) yazdığını görürsünüz.

                Faysal Camii-6 by o_oztaskin, on Flickr

                Alt avlu kısımları.

                Faysal Camii-8 by o_oztaskin, on Flickr

                Üst avludan bir kare daha...

                Faysal Camii-17 by o_oztaskin, on Flickr

                Bu kareyi daha büyük koydum, büyütüp Mimarımız, Ankara Eski Belediye Başkanı Dalokay'ın adını görebilmeniz için.

                Faysal Camii-20 by o_oztaskin, on Flickr

                Bir dış görünüm daha...

                Faysal Camii-15 by o_oztaskin, on Flickr

                Alt avludan üst avluya doğru...

                Faysal Camii-14 by o_oztaskin, on Flickr

                Üst avludan bir kare daha...
                Faysal Camii-12 by o_oztaskin, on Flickr

                Üst avluya çıkıştan...

                Faysal Camii-9 by o_oztaskin, on Flickr

                Yeşil camların ardından bir iç görünüm daha...

                Bu Faysal Camii, İslamabad'ın dört önemli turistik mahallinden biri idi...

                ELEŞTİR


                • #13
                  Ruhi kardeşim, mesajını şimdi gördüm. Vallaaa okuyabilirsin, Hakan Abi kardeşimin görüşleri üzerine yazdığım için, ona hitap ettim. Bak burada da sana ediyorum. Hadi ödeştiniz gene :=))).... Sen bi de Nikon'cusun, teknik konularımız da elimiz mahkum, ortak... Bu arada benim Zenitar 16mm f: 2,8 diagonal fish-eye'ı, dün asıl konuyu ortadaki bir sanal ufuk hattına koyarak, odanın içinde, adeta gece karanlığında 16 (15 aslında) enstantane ve ful diyaframla denedim. ISO'yu serbest bıraktığımda, önce gündüz gibi çekmek için yükseltti. Sonra ben 400 ISO'da gece görünümünü (ve de noise'suz ve keskin tabii, zaten bu Moskof objektifi acaip bi keskin) oturttum. Crop'lamayla fish eye olduğu belli bile olmuyor (zaten diagonal tipte). E şimdi 30 enstantane değil de 15 enstantaneyi kullanabilir olduğuma göre, daha önce yazdığım 28mm Sigma'ya göre iki misli ışığı enstantane'den kazanıyorum. Benim objektifi 28mm düşünürsen, f: 2'ye muadil hale gelmiş oluyor (kafa karıştırıyorsa: enstantane ve diyaframla toplam giren ışık birimini temel alıyoruz). Arada Sigma 28mm f: 1,8'le arasında pek az bir, aleyhine ışıklılık farkı kalıyor. Fotoğrafa ayırdığım biraz kaynak var, ama D7000'i de D3s, olmadı D3'e çıkabilmeyi düşünüyordum, hattaa ikinci bir D600'e. Bu şartlarda, o Sigma'ya değmeyecek (beeelki, ancak aynı zamanda Makro objektif olduğu için, o yönüyle değebilir). Ancak daha ilerde bir 24mm f: 1,4 Art'a değebilir... 10-17 ve 10-24 gibi DX'ler var, ama onlar da pratikde 15 demek oluyor ve de bende FX makina da var, sırf onun DX kullanma kapasitesi için de DX objektif, pek bi düşeşine gelmezse alınmaz yaani... Şimdilik beklemedeyim.

                  ELEŞTİR


                  • #14
                    Foruuuuum,
                    İslamabad'ın ikinci turistik mekanı, "Pakistan Monument" karelerine geçiyorum, şimdi de. Burada bir anıt-mezar yok, ama genelde bizim Anıtkabir'in havası var. Anıtın boyutlarını anlamak için, önündeki insanlarla karşılaştırmak lazım tabii.

                    Pakistan Monument-8 by o_oztaskin, on Flickr

                    Anıtın girişindeki kitabeydi bu. Dikkatinizi çekerim, Urduca değil, İngilizce. Haaa, sonradan öğrendim. Halkın yüzde onbirinin anadili Urduca'ymış. Sonradan oluşmuş bir dilmiş bu. Yoksa, Sintce, Pencabi vs. gibi 6 önemli bölgesel anadilleri varmış. Urduca'yı herkes bilmeyebiliyormuş, o yüzden birbirlerini tanımayanlar kesin anlaşabilmek için birbirlerine önce İngilizce hitap edebiliyorlar.

                    Pakistan Monument-2 by o_oztaskin, on Flickr

                    Bu anıtın genel bölgesine girişde bir ücret ödüyorsunuz, Anıtkabir'e paralı girmek gibi bir şey, biz olsak ar ederiz vallaaa...
                    Pakistan Monument-5 by o_oztaskin, on Flickr

                    Buradaki hanımlar kapalı diye, mecburiyet var zannetmeyin, vallaaaa yok... Zaaten karenin sol alt tarafındaki hanımın başı açıkmış...

                    Pakistan Monument-6 by o_oztaskin, on Flickr

                    Bu karedeki hanımların çoğu "Lepiska saçlı" meselaaaa....
                    Pakistan Monument-3 by o_oztaskin, on Flickr

                    Anıttan biraz detay....

                    Pakistan Monument-4 by o_oztaskin, on Flickr

                    Bu da Anıttan "daha ince" bir detay...

                    Pakistan Monument-7 by o_oztaskin, on Flickr

                    Bu da Anıtın girişinden bir kareydi.
                    Pakistan Monument-1 by o_oztaskin, on Flickr

                    Bu da biraz alçak bir seviyeden çekildiği için boyutları hakkında pek de fikir veremeyen genel bir kare.
                    Kabil Kebapçısından-1 by o_oztaskin, on Flickr

                    Yooooook, vallaaaa bu kare Pakistan Anıtı'ndan değil... İlk akşam gittiğimiz Kabil Kebapçısının önünden... Kebap, gördüğünüz gibi mangal üzerinde... Ama ateşin körüğüne dikkatinizi çekerim: Karenin en sağındaki koca vantilatör kafesini gördünüz mü? :=)))) .

                    Kabil Kebapçısından-2 by o_oztaskin, on Flickr
                    Gene o Kabil Kebapçısının oralardan, bu mekan diplomatik çevrelerin de gittiği, güvenerek et yiyebileceğiniz bir yerdi. O "Kebabçılar Arastası"nda, şayet Diyarbakır, Urfa, Mardin, Adana gibi bi yerlerde ve bu tip arastalarda da yiyerek yaşamıyorsanız, yiyemezsiniz... Hele ateşe girmemiş bişiiileri, yaaani salata malata zinhaaaar.... Ben de oralarda sadece fotoğrafları çektim... Çok daha ucuz oldukları halde yemedim... Bu arada, Hakan Abi kardeşim, Ruhi kardeşim, EXIF'e bakarsanız, bu karede alt limitlerdeyim artık... E bu kare tripodla da çekilmezdi, adamlar hareketli, focus 80mm, enstantane 25... Daha aşağıda hamsi gibi oynayacak herbişiii... 85mm f: 1,5 da çok ekşiydi beee... Yetişemedim... Adamlar orada bekliyo Ruhi kardeşim... Sen bi koşu gidiver, bak D750'nin karakteristikleri de benim makinaya çok yakın... Çok bi iyi olur :=))).



                    ELEŞTİR


                    • #15
                      Bu mesajımda da, Pakistan Anıtı'nın Müze'sine geçeyim artık. Buraya da giriş, ayrıca bi paralı... Ama İslamabad'a yolu düşecek olanınız varsa merak etmesin. Pek de pahalı bişiler değil bu müze, park, anıt girişleri...
                      Pakistan Anıtı Müzesi-1 by o_oztaskin, on Flickr

                      Burası müzenin, işte o Anıt'a karşıdan bakışta, soldaki girişi.

                      Pakistan Anıtı Müzesi-10 by o_oztaskin, on Flickr
                      Pakistan'ın kurucusu Cinnah'ı, Hindistan'ın kurucusu Gandhi ile görüşürken gösteren balmumu heykeller tablosu.

                      Pakistan Anıtı Müzesi-3 by o_oztaskin, on Flickr

                      Halkın İngilizlere karşı mücadelesi...

                      Pakistan Anıtı Müzesi-4 by o_oztaskin, on Flickr
                      Müzeden muhtelif karelerle devam edeceğim:
                      Pakistan Anıtı Müzesi-5 by o_oztaskin, on Flickr

                      Büyük Şairleri İkbal, Hint Müslümanlarına, bağımsızlıktan önce, hitap ederken... Çanakkale Savaşımız esnasında yaptığı bir hitabet neticesinde, paraları olmayan insanlar satılsın da parası Çanakkale'de savaşan Türklere gönderilsin diye bebeklerini bağışlamaya kalkmışlardı... Büyük Türk dostu...
                      Pakistan Anıtı Müzesi-6 by o_oztaskin, on Flickr

                      Pakistan Anıtı Müzesi-7 by o_oztaskin, on Flickr

                      Pakistan Anıtı Müzesi-8 by o_oztaskin, on Flickr

                      Pakistan Anıtı Müzesi kareleri yeni mesajlarla devam edecek.

                      ELEŞTİR

                      Fotografcafe'nin Nikon'cuları

                      Grup Hakkinda

                      Başka makinaları kullanabildikleri gibi, her türlü nedenle Nikon kullananların Grubu.
                      Grup Türü: Açık
                      Konular: 3
                      Yorumlar: 330

                      Sahibi

                      Moderatörler

                      Üyeler (5)

                      Ara

                      Daralt

                      Veri yok.

                      Lütfen bekleyin...
                      X