Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Beyaz Dengesi ve Renk Isısı

Daralt

Yazar Hakkında

Daralt

HakanGunes Geziyor, çekiyor, yazıyor... Hayata yorumu bu... Find out more about HakanGunes
X
  • Süzgeç
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
yeni yazılar

  • Beyaz Dengesi ve Renk Isısı

    WB.jpg

    Beyaz ayarı, gerçek dünyada beyaz olan objelerin fotoğrafta da beyaz çıkmasını sağlayan ayardır.
    Dijital makinelerin bizlere sağladığı en önemli avantajlardan birisi hiç kuşkusuz beyaz ayarıdır. Beyaz ayarı, gerçek dünyada beyaz olan objelerin fotoğrafta da beyaz çıkmasını sağlayan ayardır. Bunun için, gerçek olmayan renk etkilerinin temizlenmesi gerekir. Bir fotoğraf makinesinin beyaz ayarı düzgün olduğunda makine, ışık kaynağının renk sıcaklığını dikkate alarak resmi oluşturur. Burada renk sıcaklığı ile kastedilen, beyaz ışığın sıcaklık ya da donukluğudur.
    İnsan gözünün farklı ışık kaynakları etkisinde beyaz rengi belirlemede çok başarılı bir model sunmasına karşın, bu modelin dijital fotoğraf makinelerindeki otomatik beyaz ayarına (auto white balance) yansıtılması henüz mümkün olmamıştır. Beyaz ayarında ortaya çıkacak hata, resmin maviye, turuncuya ya da yeşile çalmasına neden olabilir. Bu da resmin bozulması anlamına gelir. Geleneksel fotoğrafçılıkta bu renk kaymalarını düzeltmek için renk filtreleri kullanılırken, dijital fotoğrafçılıkta bunun yerini beyaz ayarı (white balance) adı verilen bir özellik almıştır. Bu fonksiyon ilk olarak video kameralarla, daha sonra da dijital fotoğraf makineleri ile hayatımıza girmiştir.



    Pek çoğumuz makinemizin menüsünde bulunan daylight, shadow, cloudy, tungsten, fluorescent, flash, custom türündeki terimler ile adlandırılan küçük ikonları görmüş ve makinemizin kullanım kılavuzundan ne anlama geldiklerini araştırmışızdır. Bu ayki dosya konumuzda mümkün olduğunca basit bir anlatımla bu terimlere ve beyaz ayarı fonksiyonuna göz atacağız. Bunun için öncelikle yazımıza “renk ısısı” kavramını açıklamakla başlayacağız.

    Renk ısısı

    Renk ısısı, gözle görünebilir ışığın aydınlatma, fotoğraf, sinema ve baskı alanlarında önemli kullanımı ve belirleyici etkisi olan karakteristik özelliklerinden birisidir. Bir ışık kaynağının renk ısısı o kaynağın Kromasitesi (renginin niteliği) ile Kara Cisim Işıması (Black-Body Radiator) arasında yapılan karşılaştırma ile belirlenir.



    Biraz teknik bir tanımlama oldu. Bu noktada bu tanımı biraz günlük dilimize çevirmeye çalışırsak şöyle diyebiliriz: Erimeyen sanal bir siyah metal kütleyi ısıtmaya başladığımızı varsayalım. Cisim ısındıkça yavaş yavaş kırmızı renk aldığını görürüz (örneğin 1000 Kelvin civarından başlayarak). Isıtmaya devam edersek bir süre sonra bu sanal kütlenin renginin beyaz renge ulaştığını (5500 Kelvin civarında akkor hale dönüşür), ardından ısıtmaya devam ettiğimizde, 6000 Kelvinden sonra rengin maviye doğru değiştiğine tanık oluruz. Bu küçük deney bize cisimlerin ısındıkça renklerinde değişimlerin olduğunu, yani renklerin belirli ısılara sahip olduğunu ispatlar. 19. yy”da Lord William Kelvin tarafından ispatlanan cisimlerin ısı ile renklerinde meydana gelen bu değişim ölçü birimi olarak Lord William Kelvin anısına Kelvin olarak adlandırılmıştır.




    Renk Isısı Kaynağı

    1750 K Kibrit alevi
    1850 K Mum alevi
    2000 K çok erken saatlerdeki gündoğumu; bazı tungsten lambalar
    2800 K-3000 K Evlerde kullanılan ampuller
    3350 K Stüdyo tipi ışıklar
    4100 K Xenon arc lambası
    5500 K Tipik (beyaz) gün ışığı elektronik flaşlar
    7000 K Bulutlu gökyüzü
    8000 K Tamamen kapalı gökyüzü
    9000 K Gün ışığında açık alanda gölge
    11,000 K Güneşsiz koyu mavi gökyüzü
    22,000K Güneş tam doğmadan/batmadan önceki 1-2 dakika
    içinde oluşan büyülü mavi denilen renk


    Sarı-kırmızı tabanlı renkler sıcak renkler, mavi-yeşil tabanlı renkler ise soğuk renkler olarak tanımlanmışlardır. Kelvin değerleri olarak baktığımızda daha düşük Kelvin değerleri (2700–3600 Kelvin) sıcak renkleri, 5500 Kelvin gün ışığının beyaz rengini, daha yüksek değerler ise (mesela 6000–70000 Kelvin) soğuk (mavi tabanlı) renkleri tanımlamak için kullanılırlar. Bir küçük tabloda bunları sıralarsak:
    Renk ısısı kavramını inceledikten sonra gelelim beyaz ayarının anlamına. Nedir beyaz ayarı? Işığın içinde bulunan üç ana renk olan kırmızı, mavi ve yeşilin birbirlerine olan oranları o ışığın rengini belirler. Bu üç temel renk bir denge içinde bulunuyorlarsa, o ışıktan beyaz renkteki ışık veya cisimlerin rengine etki etmeyen renksiz ışık olarak söz ederiz. Ancak ışığın içindeki renklerin oranlarının kırmızı veya mavi yönüne artması, o ışık kaynağındaki rengin sıcak veya soğuk tabanlı olmasını getirir.
    öğlen saatlerinde güneş tam tepedeyken gün ışığının yarattığı renk beyaz olarak kabul edilmiş ve 5500 Kelvin olarak bir referans noktası oluşturmuştur. Bu renk ısısından sayı olarak yukarı doğru çıktığımızda (örneğin 7000 Kelvin ve daha üzerilere doğru gittikçe) ışığın renginin mavi tabanlı olduğunu, sayı olarak aşağı doğru indikçe ise (örneğin 2600 Kelvin), ışığın renginin sarı tabanlı olduğunu anlamaktayız.
    Bu noktada, eğer çektiğimiz fotoğraflarda bulunan cisimlerin kendi doğal renkleri çok önemliyse, ışığın durumuna göre “renk düzeltmesi” yapma zorunluluğumuz oluşur. Profesyonel fotoğrafçılar, eskiden film kullandıkları dönemlerde, bu doğal renkleri yakalayabilmek için renk düzeltme filtreleri ile daha çekim aşamasında müdahaleler yaparlardı. Oysa artık dijital görüntü teknolojisi bizlere bu filtreler yerine makinelerimizde kayıtlı bazı programları kullanarak, ya da ileri aşamalarda sayısal görüntü işleme programları kanalıyla renk düzeltme imkanları sunmaktalar. İşte bu imkanlar kısaca white balance yani beyaz ayarı olarak adlandırılmaktadırlar. özet olarak beyaz ayarı; fotoğrafı çektiğimiz ortamda hakim olan ışığın içindeki kırmızı, mavi ve yeşil renklerin oranlarının makinemizdeki bir program sayesinde (veya daha sonra ) ayarlanarak görüntümüzdeki tüm renklerin doğal renklere yaklaşmasını sağlayan çok faydalı bir fonksiyondur.



    Şimdi gelin sırasıyla makinelerimizde bulunan beyaz ayarı komutlarını teker teker inceleyelim:

    1) AWB: Auto White Balance
    2) Preset WB Modları: ( Daylight, Cloudy, Shade, Tungsten light, White Fluorescen light, Flash)
    3) Manual WB modları (Custom, Color Temperature)

    1) AWB Auto (otomatik):
    Beyaz ayarını makinemizin auto moduna bıraktığımızda çoğu zaman istediğimiz beyaz ayarına ulaşamayız. Bu nedenle AWB pek tavsiye edilmeyen bir moddur.

    2) Preset WB modları: Fotoğraf makinemizin menüsünde kayıtlı bulunan hazır white balance ayarlarıdır. Kısaca özetlersek:

    Daylight (günışığı modu) (5500 K): Dış mekanda, gün ışığının olduğu bir ortamda fotoğraf çekiyorsak doğal renkleri yakalamak için bu modu tercih etmeliyiz.
    Cloudy (bulutlu) (6000 K): Kapalı havalarda, ışığın renginde mavi rengin ağırlığı olur. Bu soğuk tonu ısıtmak için “cloudy” modunu seçmemiz gerekir.
    Shadow: (gölge) (7000 K): Gün ışığının hakim olduğu bir ortamda fotoğraf çekerken eğer kadrajımız gölge bir alanda ise, burada hakim olan mavi tabanlı rengi ısıtmak ve doğal renklere ulaşmak için genelde “shadow” modunu tercih ederiz. Ancak tekrar gün ışığına çıktığımızda bu modu yeniden daylight”a değiştirmeliyiz, yoksa sarı rengin hakim olduğu bir kare ile karşılaşırız.
    Tungsten light (3200 K): İç mekanlarda, tungsten bir ışık kaynağı ile aydınlatılmış bir ortamda (mesela normal sarı ışık veren ampullerle) eğer bir düzeltme yapmadan çekim yaparsak çektiğimiz fotoğrafta sarı renk hakim olur. Bunu düzeltmek için bu tür ortamlarda makinemizdeki beyaz ayarını Tungsten”e getirmeliyiz.
    White fluorescent (4000 K): Aynı şekilde ortamın aydınlatması bir florasan lamba ile yapılıyorsa, bu kez “fluorescent” ayarını seçerek hakim olacak olan yeşil rengi düzeltebiliriz.
    Flash: Flaşımızı kullanarak çekim yapıyorsak “flash” modunu tercih etmeliyiz.

    3) Manuel modlar:

    Custom: Beyaz ayarı menüsünde bulunan en önemli ve fark yaratan ayarlardan birisi de hiç kuşkusuz custom ayarıdır. Yukarıda “preset” bölümünde açıkladığımız tüm ayarlar, makine üreticileri tarafından makinemize yüklenen beyaz ayarı paket programlarıdır. Mesela tungsten ayarını seçtiğimizde ortamın ışığını 3200 K olarak algılar ve ona göre bir mavi filtreleme uygulayarak ortamdaki ışığın rengini 5500 K”ya çekmeye çalışır. Aynı şekilde örneğin “shadow” ayarını seçtiğimizde, makinemizin üretim aşamasında programlanan şekilde ortam ışığının 7000 K değerinde olduğunu varsayar, buna göre ısıtıcı (sarı tabanlı) bir filtreleme uygular ve oluşacak görüntünün mavi tabanlı olmasını önleyerek doğal beyaza doğru çekmeye çalışır. Anlaşılacağı üzere tüm bu ayarlar belirli referans değerlerini varsayar ve ona göre beyaz ayarı fonksiyonu makinemizdeki beyaz ayarı programını devreye alır. Oysa her tungsten ampul aynı renk ısısında ışık vermez. Ya da günün her saatinde farklı sıcaklıklarda renkler hakim olur. Bu noktada sadece o andaki ışığın rengini düzeltmek istediğimizde kullanabileceğimiz bir bağımsız ayar gereklidir ki, makine üreticileri bu ayarı “custom” fonksiyonu ile (farklı makinelerde farklı isimlerle kodlanabilir) sağlamışlardır. Ayrıca “custom” ayarını yapabilmek için beyaz renkte ışık geçirgenliği yüksek beyaz ayarı filtreleri de satılmaktadır. Onların kullanımı da kolaylık sağlamaktadır ancak önemli olan içinde bulunduğumuz mekanda nasıl bir beyaz ayarı fonksiyonunun bizim için gerekli olduğunun farkına varabilmemizdir. Bu da zaman içinde tecrübe ile kazanılacaktır.
    Bir küçük örnek ile “custom” ayarını anlatmaya çalışalım. Mesela bir vitrin fotoğrafı çekeceksiniz. Vitrinde bulunan aydınlatma için kullanılan ampullerin tam olarak renk ısısını bilme imkanını bize sağlayacak donanımımızın olmadığını varsayalım. Nasıl çekeceğiz? Hangi beyaz ayarı ile çekeceğiz? Renk ısısını kaç Kelvin”e getirerek çekeceğiz ki vitrinde bulunan tüm giysiler doğal renkleri ile çıksın.





    Diyelim ki o sene moda beyaz, siz tüm beyazların sarıya kaçtığı bir fotoğraf çekiyorsunuz. Böyle bir fotoğraf kabul edilebilir mi? Bu noktada beyaz ayarı menümüzde bulunan “custom” imdadımıza yetişir. örneğin Canon marka D-SLR”niz var. öncelikle yapacağımız şey makinemizdeki beyaz ayarını “custom” moduna getirmek ve vitrin ışıkları altında bir beyaz dosya kağıdını

    16478.jpg



    daha da iyisi %18 gri olarak tabir edilen, 'gri' bir özel kartonun bir kare fotoğrafını çekmek.




    Ardından makinemizdeki “custom white balance” menüsünden bu fotoğrafı seçerek makinemize bu ışıktaki beyaz rengi tanımlatmamız gerekiyor. Böylece bir sonraki karede makinemiz o ışık koşulunda gerekli ayarı yaparak bize doğal beyazı sağlamaya başlar.






    expodisk beyaz ayar filtresi kullanarak çözmek de, ciddi bir kolaylık. Maliyeti 50/100 USD civarında, bunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Bir kullanan olarak, çok ciddi fark yarattığını söyleyebilirim.



    Expodisk




    Color temperature: Bu modda makinemizi kendi istediğimiz renk ısısı değerinde ayarlayarak istediğimiz sıcaklıkta renklere sahip bir fotoğraf çekebiliriz. Ortalama bir D-SLR makinede 2,500K ile 10,000K arasındaki bir renk ısısını makinemizin beyaz ayarı bölümünde sayı olarak makinemize kodlayabiliriz.

    Filmli makinelerle yapılan çekimlerinde renk düzeltme

    Film kullanan makinelerle yaptığımız çekimlerde, fotoğrafı çekmeden evvel objektifimizin önüne taktığımız filtremiz yardımıyla ortam ışığının rengini istediğimiz yöne değiştirirdik. Nasıl mı? örneklerle açıklamaya çalışalım. öğlen vakti dışarıda güneş altında bir fotoğraf çekmek istersek, ışığın rengi beyaz olacağı için (bir anlamda ışık kaynağının ortamın renklerine bir etkisi olmayacağı için) herhangi bir renk düzeltme filtresi takmadan doğru renklerde fotoğrafımızı çekebilirdik. Ancak aynı saatlerde, güneş altında değil de, gölge bir bölgede (mesela bir çatının gölgesi altında) fotoğraf çekmek istediğimizde, gölgenin ışığı gökyüzünden yansıyarak geldiği için mavi tabanlı bir renk fotoğrafımıza hakim olacaktı. Böyle bir durumda, gölgede fotoğraf çekerken ortamdaki o mavi renk etkisini “ısıtmak” için 81 serisi ( 81A veya 81B) renk düzeltici filtre kullanacaktık.



    Farklı bir durumu düşünelim; örneğin tungsten ampullerin aydınlattığı bir odada “daylight” bir film kullanarak fotoğraf çekiyoruz. Eğer flaşsız, ortamdaki ışığın etkisiyle bir çekim yaparsak, tungsten ışığın sarı etkisi tüm fotoğrafımıza hakim olacak, böyle bir durumda ise sapsarı bir fotoğrafa sahip olacaktık. Bu durumu normale çevirmek, yani ortamı olağan renkleriyle fotoğraflamak için ise bir mavi tabanlı filtre kullanmamız gerekecekti (mesela 80A gibi).


    Dijital fotoğrafta renk düzeltme

    Film ile fotoğraf çekerken fotoğrafı çekmeden evvel kullanmamız gereken renk düzeltme filtreleri, dijital fotoğrafın bize getirdiği kolaylık sayesinde artık gereksiz bir duruma geldi. Dijital fotoğraf makinemizle ortamdaki ışığın taban rengini herhangi bir filtre ile düzeltmeden de fotoğraflayabiliyor, kayıt formatımızın durumuna göre ya çekmeden evvel, ya da çektikten sonra gerekli müdahalelerle gerekli beyaz ayarını yapabiliyoruz.





    JPEG formatında çekiyorsak

    Eğer fotoğraf makinemizin görüntü kalitesi bölümünde JPEG seçeneğini seçtiysek, beyaz ayarını fotoğrafı çekmeden evvel doğru yapmak çok büyük önem kazanır. Bildiğimiz üzere JPEG formatı makinede o anda seçilmiş olan tüm ayarları fotoğrafın çekilmesiyle beraber görüntüye uygular, ardından ortaya çıkan bilgiyi sıkıştırır ve 8 bit renk kanalında (yani sadece 28 = 256 renk bilgiyi ) kayıt eder. JPEG genelde anı fotoğrafları için kullanılan, az yer kaplayan, ancak sıkıştırma yapılarak kayıt edildiği için bilgi kaybına neden olan bir görüntü formatıdır. Bu nedenle JPEG fotoğraf çekerken üzerinde hassasiyetle durmamız gereken önemli ayarlardan biri de beyaz ayarıdır. çekmeden evvel makinemizdeki beyaz ayarı ne durumdaysa, sonuç görüntüde elde edeceğimiz de odur ve çekimden sonra edit edilmesi, bilgisayar karşısında kayıpsız (görüntüye zarar vermeden) düzeltilmesi oldukça zordur. Bu nedenle JPEG çekerken muhakkak aklımız makinemizin beyaz ayarı menüsünde olmalı ve doğru fotoğrafı doğru ayarda çekmeliyiz.


    RAW formatında çekiyorsak

    RAW formatı, JPEG formatından çok farklıdır. Bu iki formatı bir sonraki yazımızda uzun uzun anlatmaya çalışacağım. Ancak beyaz ayarı konusunda iki format arasındaki farkla dikkat çekmek zorundayız. RAW çekerken, bildiğimiz gibi görüntü bilgileri her makinenin kendi kodlama sistemi ile zarar görmeden, makine üzerindeki ayarlar sonuç görüntüye uygulanmadan ve sıkıştırma yaparak bilgi kaybetmeden bir çeşit “dijital negatif” halinde ham veri olarak kayıt edildiği için doğru beyaz ayarı seçeneğini seçmeden deklanşöre bassak bile, bir RAW editörü kullanarak fotoğrafımızı açtığımızda (örneğin “Kamera Raw” ile), daha ilk ekranda bize istediğimiz beyaz ayarı seçeneğini uygulamamızı sağlayan bir fırsat karşımıza çıkar.




    Sonuç olarak, dijital fotoğraf çekenler artık çektikleri fotoğraflarda ortamdaki ışığın rengine göre oluşabilecek sapmaları yanlarında renk düzeltme filtreleri taşımadan da sadece makinelerindeki beyaz ayarı seçeneğine müdahale ederek kolayca önleyebilirler. Bu konuda hatırlamaları gereken en önemli detay, JPEG çekerken doğru beyaz ayarını muhakkak makinemizin beyaz ayarı bölümüne girilmesidir. Aynı kareyi RAW formatta çekenler ise RAW editörlerinde fotoğraflarını bilgisayar başında açarken ilk yapmaları gereken müdahalelerden biri tercih edecekleri beyaz ayarını bilgisayar başında yapmaları olacaktır.



    Dünya, fotoğraf sayesinde daha güzel

  • #2
    Side_WB.jpg

    Tapis106 sevgili Orhan Abimizin önerisi dahilinde, Beyaz Dengesi içeren fotoğraf örneği koymak istedim... Malum, burası Side'deki antik kalıntılar... Mavi saatte, sarı ışıkla aydınlatılmış sütunlar... Arka mavi, orayı maviye abartmak lazım, ön taraf ise sarımsı beyaz mermerler ama sarı ışıkla aydınlatılmış...
    Ne yaparsam yapayım, gönlümün istediği veya en azından gözümün gördüğü renkleri yapamadım. Her ne kadar bir Fenerbahçeli olarak, oldukça Sarı Lacivert bir cümbüş olsa da, hani aradığım bu değil... Bu fotoğrafı, içerik olarak sevmeme rağmen görsel olarak tam arzuladığım olamadığı için, pek de gün yüzüne çıkarmadım... Belki başka bir zaman diliminde, expodisk ile bir daha çeker ve çok daha içime sindirerek raw'dan ince ince işlerim...

    Dünya, fotoğraf sayesinde daha güzel

    ELEŞTİR


    • #3
      Kareyi zaten beğendim de Hakan Kardeşim, benim o salonlarda böööle her hangi bir renkte aydınlatma yok, disko gibi kırmızı-mavi hüzme aydınlatması olsa, hiç olmazsa siyah beyaz çalışırım ama bi ışık olur, ona razıyım. Ama "loşluk" var "loşluk". Öyle bir renkli hüzme falan da yok. Öyle ki, D600, Mark II, Mark III, D7000, D7100 gibi yüksek iso başarısı olmayan, ama hiç de kötü denemeyecek makinalar zaaten az gren, az noise veremiyor flaşsız ve elde çekimlerde. Ya böyle D3S'den itibaren, ya da Canon'daki muadili pro-body'lerden itibaren, ya da çok yeni nesil D850 veya Mark IV gibi makinalar gerekiyor.... Haaa, tabii ki f: 1,2 bir prime da D600, Mark II, Mark III gibi makinalarda iş yapar. Ama mesela aile fotosunda asgari 28mm f: 1,2 (varsa bir Doğan parası eder), genel amaçlılarda 50mm, biraz uzak oldu mu 85mm f: 1,2 gerekir (e bu da bir Doğan parası eder).

      ELEŞTİR


      • HakanGunes
        Yorumu düzenle
        Orhan Abi, monopod ile (tripod değil) gren sorununu önemli bir derece aştığını gördük, son fotoğraflarda... Tabii ki haklısın, ortam hiç müsait değil. Oldukça loş ve farklı ışık efektleri var... Yukarıdaki bilgileri, siz pas attınız diye yazdım. Foruma yeni bir konu olsun, bilgi zenginleşsin, çoğalsın diye...

    • #4
      Gördüğün böylemiydi hakan abi? RAW varsa hiç sorun değil düzeltmek. Ben JPG den yaptım bunu. Tabi kendi gözümle görmediğim için ancak tahmin yürütebiliyorum. Ancak şuda var her beyaz gerçekten tam beyaz olmak zorunda mı? Tonlama diye bir kavram var. Fotoğrafı duruma göre daha sıcak yada soğuk yapmakta tercihtir.

      image_6881 copy.jpg

      ELEŞTİR


      • HakanGunes
        Yorumu düzenle
        E Tabi, taşlar bu kadar beyaz değil... Ama bendeki gibi sarı da değil... Yine de renk ile başarımın gayet iyi...

      • Kızılmaske
        Yorumu düzenle
        Hafif limestone rengi olmali.. fotografi cekerken renk isini bitirmeli sonra fotograf ici bolgelere mudahele edince olmuyor.

    • #5
      Büyük ihtimal şu tona yakın sanırım. Dediğim gibi kendi gözümle görmediğim için ancak tahmin yürütebiliyorum.

      image_6881 copy.jpg

      ELEŞTİR


      • HakanGunes
        Yorumu düzenle
        E tabii sorun şu... Bulutlu ve aydınlık bir havadaki taşların görünen rengi mi doğru, mavi saatte sarı aydınlatmasız taşların rengi mi doğru, yoksa sarı ışıkla aydınlatılmış mevcut altında, tahmini yapılmaya çalışılan mı doğru? Göreceli bir durum...
        Ben parayla bu taşları çeksem sanırım difüz gün ışığında bir tane çeker, kamerayı hiç yerinden kıpırdatmaz, mavi saatte bir tane daha çeker, sonra iki fotoğrafı birleştirirdim... Al sana gerçek fonun rengi, al sana taşın gerçek rengi... Mesela :)

      • Kızılmaske
        Yorumu düzenle
        Sutunlarin gercek rengi, gunes isigi onlara dik veya dik e yakin acida carptiginda olan rengidir. Aksam sari isik uzerine vuruyorsa, aksam cekiminde sari rengi yutan filtre kullanilabilir.

      • OBA
        OBA
        Yorumu düzenle
        Taşın rengi çok önemli ise color checker kullanmak mümkün ancak şahsi kanaatim manzara fotolarında canım ne isterse onu yapıyorum. Ben bol renkli fotolarımı hatırlarsınız :D
    Lütfen bekleyin...
    X