Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.
 

Hakan Bıyıklıoğlu




İstanbul’ da doğan Hakan Bıyıklıoğlu, Boğaziçi ve Bilkent Üniversitelerindeki eğitiminden sonra, Southeast Missouri Eyalet...
 

Yaratıcı olmak, aslında çok da zor değil

Biraz yaratıcı olmakla, hayal gücüne sahip olmakla, ufak tefek gereçlerden yararlanmayı bilmekle, müthiş fotoğraflar üretebilmek mümkün......
 

Canon RF 85mm f:1.2 L Lens



Canon, üst segmente hitap eden yeni RF lensini lanse etti.




Tanıtılan Canon lensi, RF mount lensler arasında...
 

Ses canavarı 6 Bluetooth hoparlörü

Bix BS-01 SD Kart Girişli FM Radyolu Bluetooth Hoparlör


Bix BS-01 Bluetooth hoparlör sayesinde istediğiniz yerde müzik dinleyebilirsiniz....
 

Geleneksel Fotografcafe İftarı - 2019



Geleneksel iftarımız, geniş katılımla Sirkeci'de 15 Mayıs Çarşamba gerçekleştirilecektir. Rezarvasyonu doğru yapabilmek için...

Semiha ES - Dünyanın ilk kadın savaş fotoğrafçısı

Daralt
X
Daralt

  • Semiha ES - Dünyanın ilk kadın savaş fotoğrafçısı

    SemihaES.jpg
    Haftanın beş gününü Kore'de cephelerde geçirirdik. Hafta sonlarında askeri uçakla Tokyo'ya giderdik. Hafta boyunca, karargahlarda, kadın gazetecilere ayrılan barakalarda yatardım. Tahta ranzalarda, soyunmaya bile fırsat bulamadan kıvrılır, uyumaya çalışırdım. Cephede bir bölgeden ötekine giderken, bomba yüklü kamyonlarda, sandıkların üzerinde otururduk.


    fdhd-horz.jpg


    Bir gün, bir uçağın yakınlarımızda bir yere düştüğü haberini almıştık. Hemen ciplere atlayıp uçağın bulunduğu yere gittik. Aslında uçak düşmemiş, mecburi iniş yapmıştı. Uçağa koştum. Parmağımı deklanşöre basmak üzereyken Hikmet büyük bir telaşla geldi, beni hızla geriye savurdu ve kendisi fotoğraf çekmeye başladı. O anda kocamın, önemli bir görüntüyü yakalama şansını bana bırakmak istemediğini düşündüm. Ama daha sonra Hikmet'in uçağın infilak edeceğini düşünerek benim hayatımı kurtarmak istediğini öğrenince çok duygulandım.


    dorothea-lange.jpg?fit=1024%2C683&ssl=1.jpg


    Küçükken de bir fotoğraf makinem vardı, bir şeyler çekmekten çok hoşlanırdım. (…) Fotoğraf çekme merakım vardı, ama meslek olarak seçmeyi hiç düşünemezdim ta ki Hikmet'le tanışıp evlenene kadar. Eşim o zamanların en başarılı gazetecilerindendi, bir çok yerde yazıları ve röportajları yayınlanırdı. Hikmet'le fotoğrafçı olarak çalışmaya başlamam Yedigün dergisi ile oldu.

    89_2_semihaes-2-big.jpg


    Hollywood'dan Afrika kabilelerine, Kore ve Vietnam savaşlarından Ruanda'daki olaylara kadar fotoğraf çektim. (…) Hayat dergisinde Malatya, Kongo, Hollywood yıldızları. Kadın gözü ile Tahran gibi foto röportajlarım çıktı. Daha sonra Kore savaşının başlaması ile Hürriyet Gazetesi, beni savaşı görüntülemem için görevlendirdi ve eşimle birlikte Hürriyet adına çalışmaya başladık.


    semiha_es_5.jpg?resize=400%2C603.jpg


    Savaşta yaşadıklarım ve gördüklerim, özelikle insani açıdan çok derinden etkiledi beni. Siyasilerin çıkar çatışmaları arasındaki o savaşta, sivillerin düştüğü durumu ve zulmü görmek çok zor ve acı bir tecrübeydi benim için. Yarım yüzyıl fotoğraf makinesini elimden hiç düşürmedim.
    SEMİHA ES


    “Fotoğraf çekmekle ilgili bir merakım yoktu. Fotoğraf makinesinin nasıl kullanıldığını bile bilmiyordum. Kocam seyahat röportajları yapmaya başlayınca, beni de yanında götürmek istedi. Fotoğraf çekmesini bana öğrettiler. Ondan sonra da yarım yüzyıl fotoğraf makinesini elimden hiç düşürmedim.”

    Bugün, Türkiye basınının ilk profesyonel gezi ve savaş fotoğrafçısı Semiha Es’i tanıyalım. 1912’de İstanbul’da dünyaya gelen sanatçıyı 2012 yılında tam yüz yaşında kaybettik. Kendisi bir insanın yüz yıla sığdırabileceği kadar çok şey sığdırmayı başarabilmiş bir sanatçı. 1950 yıllarının ünlü gazetecisi Hikmet Feridun Es’le evlenip ömrünün yarısını eşiyle beraber yurt dışında, savaşlarda, cephelerde geçirmiş. Kore’de üç, Vietnam’da beş sene savaşı fotoğraflamış. Hollywood setlerinde Amerikan yıldızlarını, Afrika’da yerlileri çekmiş.



    Semiha Es verdiği röportajda savaş yıllarını şöyle anlatmış:

    “Haftanın beş gününü Kore’de cephelerde geçirirdik. Hafta sonlarında askeri uçakla Tokyo’ya giderdik. Hafta boyunca, karargahlarda, kadın gazetecilere ayrılan barakalarda yatardım. Tahta ranzalarda, soyunmaya bile fırsat bulamadan kıvrılır, uyumaya çalışırdım. Cephede bir bölgeden ötekine giderken, bomba yüklü kamyonlarda, sandıkların üzerinde otururduk. Çevremizde mermiler uçuşurken, ölümden korktuğumu hiç hatırlamıyorum. Bazen Hikmet’le birlikte, karargahlarda ya da elçiliklerde verilen davetlere çağrılırdık. Kadınlar süslenirler püslenirler, takıp takıştırırlardı. Ben ise, gene o asker pantolonuyla davete giderdim. Kocam da böyle kalabalık toplantıları hiç sevmediği için bizim davette görünmemizle kaybolmamız bir olurdu.

    Bir gün, bir uçağın yakınlarımızda bir yere düştüğü haberini almıştık. Hemen ciplere atlayıp uçağın bulunduğu yere gittik. Aslında uçak düşmemiş, mecburi iniş yapmıştı. Uçağa koştum. Parmağımı deklanşöre basmak üzereyken Hikmet büyük bir telaşla geldi, beni hızla geriye savurdu ve kendisi fotoğraf çekmeye başladı. O anda kocamın, önemli bir görüntüyü yakalama şansını bana bırakmak istemediğini düşündüm. Ama daha sonra Hikmet’in uçağın infilak edeceğini düşünerek benim hayatımı kurtarmak istediğini öğrenince çok duygulandım. Cephelerde, her zaman ölümle burun buruna yaşadık. Fakat bir keresinde, bir Çinli asker, beni öldürmek için bayağı uğraştı. Ama sonra bize esir düştü. Zavallıcık yaralanmıştı. Onun hastaneye gönderilmesini sağladım, yaralarıyla ilgilendim.”



    2011 yılında Türkiye Fotoğraf Sanatçısı Ödülleri kapsamında kendisine onur ödülü verilmiş. İstanbul Kadın Müzesi’nin Kadın Kültür Mirası Etkinlikleri konsepti çerçevesinde 2013 yılında Uluslararası Kadın Fotoğrafçılar Sempozyumu’nda Semiha Es konuşulmuş. Aynı yıl ve 2014 yılında Semiha Es sergileri açılmış.

    İstanbul Kadın Müzesi, caz piyanisti ve besteci Ayşe Tütüncü’ye, “İkinci Göz Türkiye’den Kadın Fotoğrafçılar” sergisinin açılış kokteylinde, İstanbul Kadın Müzesi sürekli sergisinin fotoğraf kategorisindeki dört fotoğrafçı anısına, bu dört yaşam öyküsünün esinlendirdiği bir parça çalmasını önermiş. Ayşe Tütüncü bu kompozisyonunu ilk kez 29 Kasım 2013’te Sismanoglo Megaro’da çalmış.




    Müziğin temasını ilk profesyonel Müslüman kadın fotoğrafçı Naciye Hanım (1881-1970), Türkiye’nin ilk profesyonel Ermeni kadın fotoğrafçısı Maryam Şahinyan (1911-1996), Türkiye basınının ilk kadın gezi ve savaş fotoğrafçısı Semiha Es (1912-2012) ve Türkiye basınının ilk profesyonel kadın foto muhabiri ve aynı zamanda ilk profesyonel Rum kadın fotoğrafçı Eleni Küreman(1921-2001) oluşturuyormuş.

    2012 yılında Nisvan – Tarihe Adını Yazdıran Kadınlar isimli belgeselde yer almış.



    Onca savaştan sonra bir insanın psikolojisi hiç mi etkilenmez, diye düşündünüz eminim. Elbette Semiha Es de gördüklerinden oldukça etkilenmiş. Hatta verdiği bir röportajda o zamanları şöyle anlatmış;

    “Savaşta yaşadıklarım ve gördüklerim, özelikle insani açıdan çok derinden etkiledi beni. Siyasilerin çıkar çatışmaları arasındaki o savaşta, sivillerin düştüğü durumu ve zulmü görmek çok zor ve acı bir tecrübeydi benim için.”



    Yeni seneye savaş yıllarında korkusuzca dünyanın gözü olabilmiş, yüz yıllık ömrü boyunca hep üretmiş, insana dair acı ve güzel yanları fotoğraflamayı başarabilmiş bu emekçi kadınla başlamak istedik. Daha çok gezip görebildiğimiz, yenilikleri fark edebildiğimiz, ömrümüze değer katabilecek bir sene dileğiyle…



    Pınar Örnek

    http://arsizsanat.com/ilk-savas-fotografcimiz-semiha-es/



      Yorum yapabilmek için üye olmanız, üyeyseniz giriş yapmanız gerekir.

    Latest Articles

    Daralt

    • Semiha ES - Dünyanın ilk kadın savaş fotoğrafçısı
      HakanGunes
      Haftanın beş gününü Kore'de cephelerde geçirirdik. Hafta sonlarında askeri uçakla Tokyo'ya giderdik. Hafta boyunca, karargahlarda, kadın gazetecilere ayrılan barakalarda yatardım. Tahta ranzalarda, soyunmaya bile fırsat bulamadan kıvrılır, uyumaya çalışırdım. Cephede bir bölgeden ötekine giderken, bomba yüklü kamyonlarda, sandıkların üzerinde otururduk.





      Bir gün, bir uçağın yakınlarımızda bir yere düştüğü haberini almıştık. Hemen ciplere atlayıp uçağın bulunduğu yere gittik. Aslında uçak düşmemiş, mecburi iniş yapmıştı. Uçağa koştum. Parmağımı deklanşöre basmak üzereyken Hikmet büyük bir telaşla geldi, beni hızla geriye savurdu ve kendisi fotoğraf çekmeye başladı. O anda kocamın, önemli bir görüntüyü yakalama şansını bana bırakmak istemediğini düşündüm. Ama daha sonra Hikmet'in uçağın infilak edeceğini düşünerek benim hayatımı kurtarmak istediğini öğrenince çok duygulandım.





      Küçükken de bir fotoğraf makinem
      ...
      08-03-2019, 11:34 AM
    • Bruce Gilden
      HakanGunes
      Aşk basit bir bağlantı olmaktan öteye idi Bruce Gilden için, yaratıcı bir hayranlıktı. Sokakların benzersiz enerjisiydi şekillenen. Bruce, genellikle gizli kalmış insanlara, anlık dokunuşlarla açığa çıkan bir enerjilerini fotoğralarına hapsetti. O özel anları yakalamak, hayatının bir işi haline gelmişti.

      Gilden'in fotoğrafçılığının bir diğer belirleyici özelliği, onun "karakterler" dediği, yaratıcı cazibesini inandığı 'o şeyleri' kariyerinin tüm aşamalarında takip etme kararlılığıdır. 1986 yılına kadar üzerinde çalıştığı ilk büyük projesi, şehir sıcağından kurtulamayan New Yorkluların yazın sonrasında yazlarına ucuz heyecanlar yaşattığı efsanevi Brooklyn plajı Coney Adası'ydı...



      Coney Adası




      Bruce Gilden'in diğer işleri ve disiplini.






      ...
      30-10-2017, 09:54 AM
    • Ansel Adams
      HakanGunes
      Ansel Adams (20.02.1902 - 22.04.1984)

      Yüksek kontrastlı ve keskinlik içeren peyzaj/doğa fotoğraflarıyla tanınan usta fotoğrafçı kendinden önce gelenlerin aksine sert ışığı kullanarak çalışmış ve Amerika milli parklarını görüntülemiştir. Her ne kadar ölçülerinden ötürü taşıma ve kurulum zorluğu, ayriyeten yüksek maliyetler içerse de büyük format fotoğraf makinelerini yüksek çözünürlük sağlamasından dolayı tercih etmiştir.



      Ansel Adams Kanyon'da kamerasını hazırlarken (1950)




      1916 yılında Yosemite Milli Parkı'nı ziyaret etmesiyle başlar aslında her şey. Adams, vadiyi ilk gördüğü anın ihtişamından, her mucizeyi bir başka mucizenin takip ettiğinden ve her yerde ışık olduğundan bahseder. Onun için yeni bir çağın başlangıcıdır bu. Babasının ona verdiği Kodak Brownie Box ile heyecanla fotoğraflar çeker ve bir sene sonra daha iyi bir kamera ve tripod ile geri döner Yosemite'ye. 1927 yılında da 18 fotoğraftan
      ...
      04-08-2017, 12:15 PM
    • Türk Fotoğrafçılığının Temel Taşları
      HakanGunes


      1. Abdullah Biraderler





      Rumelihisarı İskelesi, 19. yy sonu





      Abdullah Biraderler veya Abdullah Frères Türkiye’de fotoğrafçılık sanatının kurucuları olarak tanınan Ermeni asıllı Viçen, Hovsep Abdullahyan ve Kevork kardeşlerin ticari adıdır. Sultan Abdülmecid, fotoğraf çektiren ilk Osmanlı padişahı olarak bilinir. Resmi Abdullah Biraderler çekmiştir. Fotoğrafını çektikleri arasında Fransa İmparatoriçesi Eugenie, Hıdiv İsmail Paşa, İtalya Kralı Vittorio Emanuele, Avusturya İmparatoru Franz Joseph, İngiltere Kralı Edward, İran Şahı Nasıreddin, Sırbistan Kralı Milan, Bulgar Prensi Ferdinand da vardır. Sultan Abdülaziz’in 29 Mayıs 1876 günü tahttan indirilmesi Abdullah Biraderler’in işini zorlaştırsa da, saraya yakın olmanın avantajını kullanmaya devam ederler. Ancak, 1877-1878 tarihli Osmanlı-Rus Savaşı sonrası Yeşilköy’e kadar gelen Rus
      ...
      04-08-2017, 11:33 AM
    • Tuğrul Çakar
      HakanGunes


      Fotoğraf Sanatçısı ve Öğretim Görevlisi Tuğrul Çakar Vefat etti.

      Ankaralı DASK Derneğinin düzenlediği, DOGAY yarışmalarında kendisini tanımıştım. Bugün vefat ettiğini öğrendim. Ruhu şad olsun... Kısaca kendisini tanıtmak, tanıyanlarına vefatını bildirmek boynumuzun borcudur.

      1946 yılında Sakarya'da doğdu. Yüksek öğrenimini Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'nde tamamladı. Fotograf çalışmalarına 1978 yılında başladı. 198l - 1985 yılları arasında Ankara Fotograf Sanatçıları Derneği'nde ( AFSAD ) Yönetim Kurulu, Fotograf Dergisi'nde ise Yayın Kurulu ve Danışma Kurulu üyeliği yaptı.

      1980 - 1993 yılları arasında Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü'nde fotografçı olarak çalışan Tuğrul Çakar ilk kişisel sergisini 1l985 yılında Londra'da açtı. Sergi çeşitli üniversitelerin isteği üzerine iki yıl açık kaldı. Ankara ve İstanbul'da tekrarlanan sergi
      ...
      24-07-2017, 02:33 PM
    Lütfen bekleyin...
    X